Osnabrück ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi

Rawie str.7- 49084 Osnabrück Tel:0541/91590224 Mail:Osnabruck.akm@web.de

   Alevitische Kultur Zentrum Osnabrück und Umgebung

 

 

 

 RESİMLERLE  OSNABRÜCK-A.K.M  ETKİNLİKLERİ

                        

 

 

 

 

 

 

 

 

DUYURULAR

 

 

 05.05.2019 Tarihinde  G.M.Hütte(Osede) de CITYFEST,e  Osnabrück AKM olarak Yiyecek Satış Standtımızla katılıyoruz Canları ve Dostları Bekliyoruz.

 

Saat:13:00 dan ihtibaren.

 

13.01.2019 Tarihinde Osnabrück AKM de  SoVD. So geht sozial

Sosyal konularda Bilgilendirme toplantısı Yapıldı.

  

 

 

 

 

 

16.12.2018   Dertli Divani ile  Dinleti Akşamı

   

 

 

 

 

 

 

 

YASI MATEM AYI MUHAREM

 

Muharem Ayı ne anlama Gelir

Muharrem ayı, bütün Aleviler için yas ayıdır.

Aleviler, Muharrem ayında kimi yerlerde (Caferiler ) 10, kimi yerlerde de on iki İmamlar için 12 gün (Anadolu Alevileri) veya 15 Gün oruç Tutarlar. Üç Gün Tutulan oruc Muharem Ayı Başlamadan  Şehit olan Hz.Hüseynin Amcasının oğlu Müslüm Akil ve iki oğlu için oruç tutulur. 10 Ekim 680’de Kerbela’da Yezit tarafından öldürülen İmam Hüseyin ve 71 kişi için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

Aleviler, Hz. Ali ile Muaviye arasında, sonra onların oğulları olan İmam Hüseyin ile Yezid arasındaki mücadeleye basit bir “iktidar kavgası” olarak bakmazlar. Aleviler için bu mücadele asıl olarak mazlum ile zalimin mücadelesi olduğu gibi, özgürlükle esaretin ayrışmasını da simgeler. Çünkü İmam Hüseyin, haksızlığa tavır almış, canı pahasına Yezit’e biat etmemiştir. Bundan dolayı da, Aleviler için, Hz. Ali ve oğlu İmam Hüseyin mazlumluğun, direnişin ve adaletin, Muaviye ve oğlu Yezid ise zalimliğin sembolleridir. Bilimsel olarak ele alındığında bu oruç insanlığın en kadim matemlerinden biridir…

 

 

Âşık Mahzunî Şerif

Âşık Mahzunî Şerif (d. 17 Kasım 1940; Afşin, K.maraş - ö. 17 Mayıs 2002; Köln, Almanya) Türk Halk Ozanı. Asıl ismiyle Şerif Cırık, mahlasıyla Âşık Mahzunî Şerif, 1940'ın başlarında Kahramanmaraş iline bağlı Afşin'in Berçenek Köyünde doğar. İleride 'Pir Sultanların' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacaktır. 1956 yılında Berçenek'e gelen ilk okuldan mezun olur. Berçenek'in okulsuz yıllarında, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır. 1957 yılında Mersin Astsubay Okulu'na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir. Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir. 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu' nu başarıyla bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir. 1961'de Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar. Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur. 1971'de Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım'ı görür beğenir sever ve evlenir. Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları olur. Aynı yıl gerçekleşen askerî darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp 'Erim Erim Eriyesin' türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır. 1972'de Gaziantep'deki evi kundaklandı. Ozanmız'ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor. 1973 yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır. 1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür... 1989 -1991 yılları arasında 'Halk Ozanları Derneği' genel başkanlığını yapmıştır. 1997 yılının haziran ayında Almanya'da beyin kanaması geçirip, Almanya'nın Ulm Şehrinde tedavi görür. 1998 yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı. Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur. Tüm türkülerinin yer aldığı 8 kitabı bulunan Ozanımız'ın, Bektaşı Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. 2001 yılının başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Âşık Mahzunî Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın kasım ayında kendisine, ''Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda dedemdedir! " dediği için, DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 2001 tarihinde DGM'de yapıldı. Halk şiirine ve türkülerine ömrünü veren Âşık Mahzuni, 62 yıllık ömrüne; 453 plak, 58 kaset ve yayınlanmış 8 kitap sığdırmıştır. Ayrıca TRT tarafından hazırlanmış iki belgeseli vardır.   2002 Mayıs ayının 17'si Mahzuni Severler için kara bir gün: Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanya'nın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Şu an son ikâmetgâhı olan Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.

NURU ÇERAĞ

 

HIZIR KİMDİR

Efsanevi bir kişiliğe sahip Hızır hakkında başka toplumlar arasında olduğu gibi Aleviler arasında da birçok söylenti bulunmaktadır. Hızır’ın zor durumda olan kişilerin yardımına yetiştiğine inanılır.
Alevilikte bunu anlatan “Yetiş Ya Bozatlı Hızır” gibi sözler sıkça kullanılır. Alevi Ozanlarının deyişlerinde de Hızır önemli yer tutar.Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu'da kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir
 Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.
Alevilerin Hızır orucu tutmalarının kaynagı   Hasan la Hüseyin Hasta olurlar Hz.Muhammede Danışırlar ve Hz.Peygamberin Tasviyesi Üzerine Hz.Ali ve Hz.Fatıma nın Üç gün oruç tutarlar. Bu Kuran Kerim Kaynaklıdır. İnsan Suresi (Dehr) 8-9 Ayetleri  Ehlibeytin Üç günlük orucu için inmiştir.

 

Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın çocuklarının hastalanmaları üzerine üç gün oruç tutmaları ve her üç günde de tam oruçlarını açacakları sırada birden kapılarına dayanıp onlardan yardım isteyen yetime,yoksula ve esire Yiyeceklerini vermişlerdir. üç gün su ile oruçlarını açmışlardır.  (farklı kişiler görünümünde her defa gelen Hz. Hızır'dır ve Hz. Ali ile Hz. Fatma'yı sınamaktadır). Ehlibeytin bu Davranışı Allah tarafından övülmüş ve

yukarıda belirtilen İnsan(Dehr) Suresi,nin 8 ve 9 Ayetleri Nazil olmuştur (inmiştir) 

 

Bu iki olay bize Hızır orucunun bir şükür orucu olduğunu gösteriyor.

Bir şükür orucu olan Hızır orucu aynı zamanda Hz. Hızır'ın şahsında yüce Yaratıcıdan bereket ve rahmet istemenin, esenlik ve kurtuluş dilemenin, dostluk ve dayanışma talep etmenin, paylaşım ve kardeşlikte buluşmanında orucudur.


 

Muhammedi candan sev ki
Aliye selman olasın
Ehl-ı beyte gönül ver ki
Aliye selman olasın

Muhammedi hazır bil ki
Can hakka nazır bil ki
Her gördüğün hızır bil ki
Aliye selman olasın

Muhammede gönül kat ki
Gah deyip rehbere yet ki
Bir gerçekten etek tut ki
Aliye selman olasın

Hasan ile girdim ceme
Hüseyin sırrımı deme
Müsahipsiz lokma yeme
Aliye selman olasın

Zeynel, bakır, cafer, kazım
Irızaya bağlı özüm
Hatırı kırma şahvazım
Aliye selman olasın

Takiye nakiye eriş
Askeride biter her ış
Mehdi sıratına karış
Aliye selman olasın

Hatayim özünü ırma
Bir gerçekten sözün ırma
Her ademe sırrın verme
Aliye selman olasın

Allah allah allah allah
Aliye selman olasın...

     *        *        *

 

Ali’yi seversen eylen dur turnam
Gönlünde kibiri silde öyle gel
Bu aşkın narına yanmak dilersen
Rehberin eteğin tutta öyle gel

Hızır ile yoldaş olayım dersen
Dertlerine derman bulayım dersen
Hak ile Hak olup gelmek istersen
Coşa gelde çarka girde öyle gel

 

 

 

 Ruz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Ali’yi seversen eylen dur turnam Gönlünde kibiri silde öyle gel Bu aşkın narına yanmak dilersen Rehberin eteğin tutta öyle gel Hızır ile yoldaş olayım dersen Dertlerine derman bulayım dersen Hak ile Hak olup gelmek istersen Coşa gelde çarka girde öyle gel

Kaynak : http://turkulerimiz.biz/turku_sozleri-6160-Yaradan-askina-bir-semah-eyle-sozleri.html#.WJW75_K7JRs
Copyright © turkulerimiz

 

KUR’AN-I KERİM’DE HIZIR ALEYHİSSELÂM

Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçmemekle birlikte müfessirler tarafından Hz. Hızır’a ait olduğu kabul edilen Kehf sûresindeki kıssa özetle şöyledir: Hz. Mûsâ (a.s.) genç adamına iki denizin birleştiği yere ulaşmaya karar verdiğini söyler, bunun üzerine beraberce yola çıkarlar. İki denizin birleştiği yere varınca yanlarına aldıkları kurutulmuş balığı bir kenarda unuturlar, balık da canlanarak denize atlar. Bir müddet sonra Mûsâ (a.s.) genç adamına azığı getirmesini söyler; fakat genç adam olup biteni hatırlayarak daha önce bunu Hz. Mûsâ’ya (a.s.) bildirmeyi unuttuğu için üzüntüsünü dile getirir.

Bunun üzerine Hz. Mûsâ (a.s.) aradıkları yerin orası olduğunu söyler ve geriye dönerler. Burada kendisine Allah tarafından “rahmet ve ilim” verilmiş olan sâlih bir kul ile karşılaşırlar. Hz. Mûsâ (a.s.), sahip olduğu ilimden kendisine de öğretmesi için onunla arkadaş olmak istediğini söyler; Kur’an’ın adını bildirmediği bu kişi, iç yüzüne vâkıf olamayacağı olaylar sebebiyle bu beraberliğe sabredemeyeceğini belirtirse de Hz. Mûsâ’nın (a.s.) ısrarı üzerine, meydana gelen olaylar hakkında açıklama yapmadıkça kendisine soru sormaması şartıyla teklifi kabul eder. Hz. Mûsâ’nın 8a.s.) bu şarta uyacağına dair söz vermesi üzerine yolculuğa başlarlar.

Bu zat önce bindikleri gemiyi deler, arkasından bir çocuğu öldürür, daha sonra da uğradıkları bir kasabanın halkı kendilerini misafir etmediği halde orada yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltir. Bu üç olayın her birinde Hz. Mûsâ (a.s.) arkadaşına davranışının sebebini sorar; arkadaşı da, “Ben sana benimle beraber olmaya sabredemezsin demedim mi?” diye uyarıda bulunur. Hz. Mûsâ (a.s.) özür dileyip yolculuğa devam etmelerini ister. Sâlih kul, birinci ve ikinci olaylardan sonra Hz. Mûsâ’nın (a.s.) ricasını kabul ederse de üçüncü olayda ayrılma vaktinin geldiğini söyler; bu arada söz konusu hadiselerle ilgili olarak davranışlarının sebeplerini de anlatır ve bunları Allah’ın emriyle yaptığını söyler

(Kehf Suresi)18 /60-82).

Bakıp çar köşeyi seyran eyleyen
Yaraların bende, İmam Hüseyin
Hak için serini kurban eyleyen
Yaraların bende, İmam Hüseyin
 
Halifeler gülbengini çekiyor
Dost acısı şu sinemi yakıyor
Daha kanın ılgıt ılgıt akıyor
Yaraların bende, İmam Hüseyin
 
Kalbimin aynası, gönlümün yazı
El'aman dergâhtan ayırma bizi
Gerçeklerin her dem baş vurur sözü
Yaraların bende, İmam Hüseyin
 
Kafir Yezit sesimizi dinledi
Hançer vurup ciğerimi doğradı
Parmaklarını çelik etti, oynadı
Yaraların bende, İmam Hüseyin
 
Müminlerin bade süzer elinde
Ölsem gerek, arzum kaldı yolunda
Ilgıt ılgıt Kerbela'nın çölünde
Yaraların bende, İmam Hüseyin
 
Hakikat evinde gizli sır olan
Cümle müminlere destigir olan
Sensiz şu cihan neylesin BORAN
Yaraların bende, İmam Hüseyin

 

 

 

       

 

 

 

 

 

 

 

 

HÜNKAR DAN  ÖRNEK SÖZLER

 

ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP

 

İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.

 

                                                        

HARARET NAR DADIR SACDA DEGİLDİR

KERAMET BAŞTADIR TAC,DA DEĞİLDİR

HER NE ARAR İSEN KENDİNDE ARA

KUDÜS,TE MEKKE,DE HACDA  DEGİLDİR!!!

                                                                        HÜNKAR HACI BEKTAŞI VELİ

                                                                                        

 

 

Özlü Sözler | Pir Sultan Abdal Sözleri | Ardınca önünce kuyular kazar. En iyi dostundan sakın sen seni

 

 

 

KIZIL DELİ (SEYİT ALİ SULTAN)

 

Kızıl Deli, Alevilik ve Bektaşilikte önemli kişilerden birisidir. Adı her Alevi-Bektaşi’ce sıkça kullanılır. Buna karşın yaşamıyla ilgili belirsizlikler hala sürmektedir. Hacı Bektaş Çelebileri, Kızıl Deli Sultan’ı Hacı Bektaş’ın Kadıncık Ana’dan doğmuş öz oğlu olarak yansıtırlar.

 

“Hacı Bektaş Veli ile İdris Hoca ‘nın kızı Fatma Nuriye (Kadıncık Ana) ‘nin evlenmesinden Seyit Ali Sultan (Timurtaş) dünyaya gelmiştir. Hacı Bektaş Veli ‘nin kitaplarda ve belgelerde adı geçen tek çocuğu olan Seyit Ali Sultan‘in (1310-1402) asıl adı İbrahim’dir.”( ULUSOY, A. Celalettin; Hacı Bekıaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu. s.67.)

Çelebiler böyle söylerken Hacı Bektaş Veli’nin Babagan kolu olarak bilinen kesimler olayı bir başka şekilde anlatmaktadır. Burada söylenenler daha çok Seyit Ali Sultan’ın Hacı Bektaş’ın manevi oğlu olduğu yönündedir. Kızıl Deli’yi Hacı Bektaş Veli’nin yol evladı olduğunu ileri sürerler.

  

Kızıl Deli Sultan’a ait birçok söylence ve menkıbeler anlatılır. Anlatılan menkıbelerden birisi şöyle özetlenir. Dimetoka’da dergahını kurmuş olduğu Karadeniz Nehri kenarında uzun müddet kalmış, burada talipleri çoğalmış, hatta doksan yaşlarına kadar burada mekan tuttuğu söylenir. Burada bulunduğu sürece de evlenmiş, evlendiğinde doksan yaşlarında imiş, bu evlilikten Balım Sultan dünyaya gelmiş. Balım Sultan’ın annesi Bulgar kızıymış.

 

Söylenceler her ne olursa olsun Kızıl Deli Sultan, diğer adıyla da Seyyit Ali Sultan, Bektaşi Alevi gerçeğinde yaşamış bir kişiliğe sahiptir. İster Horasan’dan ister Bulgaristan taraflarından gelsin durum onun gerçek yaşamını değiştirmiyor.

 

Alevi Bektaşi şairleri şiirlerinde Kızıl Deli Sultan’dan sıkça söz ederler. Onu Aleviliğin büyük pirlerinden sayarak ,hürmet ve saygıyla anarlar.

 

 

 

                   Osnabrück Alevi Kültür Merkezi   Muarem Ayı Oruç Açma  Erkanı             

 

 

 BEKTAŞİ FIKRALARI

 

PEŞİN NAMAZ

Hoca ile Bektaşi birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca:

-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya.

Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam.

Bektaşi’nin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş:

-Yahu bu ne uzun namaz böyle?

-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onlarıda kıldım! Demiş hoca.

Yola koyulmuşlar, bir müddet sonra mola verdiklerinde bu kez namaz kılmak için Bektaşi müsaade istemiş ve başlamış namaza.

Ama ne namaz, bitmiyor! Sonunda hoca dayanamamış :

-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!

-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım! Diye cevaplamış Bektaşi.

Hoca şaşırmış:

-Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş:

-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?


İTİBAR

Softanın biri Bektaşinin önüne geçti:

Ey Erenler; iyisin, hoşsun, ilim irfan sahibisin; bir de oruç tutup, namaz kılsan, bizim nazarımızda da itibarın olur o zaman, dedi.

Bektaşi gülümseyerek:
-Sizin nazarınızda itibar kazanmak için, tanrı önündeki itibarımı zedeleyemem, dedi.

 

 

OLMAYAN ŞEY

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:

-Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver. Diye dua etmiş.

Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:

-Rabbim bana iman ver. Diye dua etmiş.

İki duayı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:

-Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş.

Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:

-Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister. Demiş.

BİR GÜN FAZLA TUTMUŞ

Adama sormuşlar :

-Kaç gün oruç tuttun?

-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! Demiş.

Aynı soru, orada bulunan Bektaşi’ye sorulunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş :

-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!


CEM,DE İKRAR VERME

 

Alevi-Bektaşi inancına talip olan kişinin bilerek ve gönülden inanıp, bir CEMde toplum ve Pir/dede huzurunda dile getirmesi ve patrikte uymaya çalışması gereken bir ikrar-namesi vardır.
Bu kısaca: Hak-Muhammed-Ali- Hünkar Bektaşi Veli kamili insanlık yoluna talip, Elime Dilime Belime sahibim, olsun cemi canlar, şahid-Allah..) şeklindedir.
Ayrıca bunun dışında veya bununla beraber bazı bölgelerde, Aleviler ikrar cemi esnasında, İslam’daki kelimeyi şahadete, (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh)’ benzer bir ikrar nameyi kendi inançlarına uygun olarak şu şekilde söylerler ‘Aleviler

La ilahe illallah Muhammenden Resulullah Aliyen Veliyullah, Veliyen Aliyullah, mürşidi kamiliullah, hakkımızın hayırlısını sen ver Allah Eyvallah’’.

Bugün inanca mensup birine Alevilik ikrar inancı ne diye sorulduğunda, öncelikle Eline Diline Beline sahip olmak der. Bu deyim Alevi ikrar ve inancının temelini oluştururu ve aynı zamanda Alevilerin uyması gereken en temel etik/ahlaksal kuraldır.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osnabück AKM  Semah Kursu 

 

 

 

 

 

 

 

2019 YAPILAN ETKİNLİKLERİMİZ

 

        13.01.2019  Tarihinde Osnabrück AKM de  SoVD. So geht sozial

         Sosyal konularda Bilgilendirme toplantısı Yapıldı.

         20.01.2019  Tarihinde Osnabrück AKM olarak Genel Kurul yapıldı

         02.02.2019  Tarihinde Çocuklar için Kahvaltı  hazırlandı ve   Çocuklar                       Bağlamalarıyla   Müzik dinletisi sundular

        03.02.2019  Tarihinde  Kahvaltı yapıldı 

      

       21.04.2019 Tarihinde  İsmail Türker ve Osnabrück

       Müzikschule ile öğretmenleri  ile Daynışma Konseri yapıldı

  

     28.04.2019  Tarihinde Osnabrück   AKM  olarak   Kuruluşundan bu

         güne Kültür Merkezimize  emekleri geçe

         Canları ve Hakka Yürüyen Canları Andık

       05.05.2019  Tarihinde GMHütte (Osede)de CITYFESTE Yiyecek Stant tımızla      

       Katıldık.?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Önemli Durumlarda Aranacak  Telefon Numaraları

 

Başkan:                      01772308132

Başkan Yardımcısı:    017681122317

Sayman:                     017661769127

Genel Sekreter:          015756287802

Gençlik  Sorumlusu:   015147121179  

Halkla İlişkiler:            017664129620

Halkla İlişkiler:            015752474359